19 Ekim 2011 Çarşamba

Sumak Almam Dışında Bugün Hiç Yaşanmasaydı Keşke!

Yerim mutfak bu gece.
Nescafe'm önümde, hafif müzik derinden... Sezen çalıyor şuan.
Sağ tarafım komple deniz, karşı tarafın ışıkları beni süzüyorlar.
Ve ben bundan inanılmaz keyif alıyorum.

Bugün ben çok ağladım. Uzun zamandır ağlamadığım kadar ağladım.
Küfürlerin en açık saçık olanlarını ettim.
Lugatımda ne kadar enteresan küfürler varmış da ben bilmiyormuşum onu anladım.

Şuan bile hayatıma kaldığım yerden devam ederken ben ve herkes, dillendirmek istemiyorum 24 tane ana kuzusunu. Vay gidene... Yarın Best Fm yayınını açacak, herkes bağıracak, ağlayacak en geç 1 hafta sonra herkes yine unutacak ve ateş herzamanki gibi düştüğü yeri yakacak...

Güzel günler görmek istiyorum. Herkes için. Ülkem için. Nefes alıp veren her canlı için.
Vatanın çocuğu olarak onun bunun çocuklarının ellerini kollarını sallayarak aramızda gezinmesini istemiyorum.
Ve bu konuyu uzatmak istemiyorum.

Kendime dönüyorum.

Döndüm bile...

Bugün pazara gittik. Kahvaltılığımız kalmadığı için...  Benim canım sevgilim gık etmeden gezdi benimle pazarda baştan aşağıya. Öyle hoşuma gittiki... Hem pazar çantamı taşıdı hem de beni.
Bütün tezgahları tek tek gezerken ben; nane gördüm, evde bitmiş olduğu geldi aklıma ve tam alırken gözüme Sumak çarptı. Ne olduğunu bilmeden ''eh elbet işime yarar'' diyerekten aldım.

(5 dakika sonra)
İyiki almışım çünkü an itibariyle google'da araştırmam sonucu ağız ve diş eti rahatsızlıklarına birebir iyi geldiğini öğrendim. Tufan'ın ağzında ve diş etlerinde acı ve yara var. Neye niyetsizlik neye kısmet. Şifa olsun sevgilime...

Şuan Emre Altuğ çalıyor. Neden bilmiyorum ama bu şarkı beni çok duygulandırıyor.
Tüylerim diken diken oluyor. Lafta değil cidden... ''Çifte Kavrulmuş''

Biliyor musunuz ben bazen okumaktan nefret edenler dahi okudukları için yazıyorum.
Yazasım yokken bile yazıyorum.
Tabi birde gerçekten beğenerek takip eden, yazmamı 4 gözle bekleyenler için yazıyorum.
Meraklıları unutmamam lazım sanırım. Hissizce ''acaba n'apıyor'' diye kuduranlar içinde yazmıyor değilim.

Eee yazmayı seven insan için sebep mi soruyorsunuz?

Mesela bugün bayrağımızda ip olmadığından tokalarımla tutturduk balkonumuzun demirlerine TÜRK BAYRAĞIMIZI. Herşeyden bahsedip bunu es geçemem.. Kaldırmayacağım. Hep duracak artık!

Bizim kapının önü insanların duraklama yeri gibi. Çok keyifli...
Durup sarılanlar, öpüşenler, ağaç altına oturup oynayanlar, şarkı söyleyenler, tartışanlar, telefonla konuşanlar, taksi bekleyenler, yorulanlar... Sanki hepsinin yeri bizim kapı. İnsanları izlemeyi severim bilenler bilir. İstiklal Caddesine çok gidip tek başıma oturmuşluğum vardır tepelerden insanları seyre dalmak için. Benim istediğim 1 göz Allah bana verdi 4 göz:)

Kötü bir gündü. Acı bir gündü. Yandık. Ağladık.
Kafamı dağıtmak istedim ama dönüp dolaşıp aynı yerde tıkanıyorum.

Bugün keşke bugün olmasaydı.
Sumak almam dışında bugün keşke yaşanmasaydı.

Ah o analar, babalar, eşler, kardeşler!
Nasıl verecek hesabını Allah katında o şerefsiz leşler!!!


Nescafe'm bitti.
Şarkılar saçmalamaya başladı.
Bu kadar yeter.
Evli 1 Kadın biraz Edebiyat'a geçer.



Neyse!

Herkese sevgiler.
İyi geceler.


Hiç yorum yok: