12 Aralık 2011 Pazartesi

MİNİMİNİCİĞİMİZİN 60. GÜNÜ BUGÜN...

Meleğimle 2. ayımız.
Henüz anlatılanlar gibi çok problem yaşamasak da eskisi gibi sorunsuz değilim.
Mide yanmalarım, sürekli acıkmalarım, fazla kaçırınca ağırlıklarım, hafiften baş ağrılarım, bize ihanet eden dişlerim, şişmeye başlayan karnıma alışma sürecim, duygularımın inişi çıkışı, aşırı yorgunluğum, ayaklarımın üşümesi...
Değer. 
Hepsi sana değer benim güzel ya da yakışıklı minimiciğim.
Yarın seninle tanışacağız. 
Kalp atışlarını duyacağız. Babanla o kadar heyecanlıyız ki...
Sen o 2 çizgide göründüğünden beri bizimle yaşıyorsun. 
Boyun ne kadar oldu, kilon nasıl, ellerin kolların annen gibi minik mi acaba?
Ah be yavrum zaman nasıl geçer diyorduk ama baksana 60 günü geride bıraktık bile...
Sen çok uslu bir bebeksin, anneni şuana kadar hiç üzmedin.
Annen seni dişlerindeki problemlerle, sigarasıyla üzüyor.
Affet bizi olur mu? 
Sen çok sağlıklı, tombilik, bıngıl bıngıl bir bebek ol. 
Yanakların kırmızı kırmızı olsun. 
Bak ben hem alışıyorum kilo alma halime. 
300 kilo olsam da sen sağlıklı ol bütün ömrünce...

Bütün günlerim koltukta geçiyor. Sürekli uzanma ve yatma ihtiyacı düşünüyorum.
Bulaşık makinesini boşaltmak bile külfet geliyor çoğu zaman. 
Ama kendimi ve seni yormadan yapıyorum. 
Temizliğe hiç girişmiyorum. 
Her sabah toz alan ben 2 günde 1 alıyorum artık. 
Ütüler birikti. 

9. haftamıza giriyoruz canım bebeğim. Şu önümüzdeki 4-5 haftayı atlattık mı sonra kimse bizi tutamaz:)
Temizlik, spor, yoga, yürüyüş çok sosyal bir (ana kız yazasım geldi ama ana oğul da yazalım çünkü bir kaç hafta sonra öğreneceğiz Allah izin verirse cinsiyetini...)olacağız.

Biz seni miniminiciken gördük. O zaman henüz noktaydın.
Ama şimdi kocaman olduğunu göreceğiz, kalbini dinleyeceğiz inşallah.

Hemen yarın olsun.
Hemen görüşelim. Babanı, anneni sensiz bırakma miniminiciğim. 

Hiç yorum yok: