18 Ocak 2012 Çarşamba

BİR SONRAKİ EV KENDİ EVİMİZ ve BU SON (T)AŞINMAMIZ OLSUN

Hem içimi dökmek, hem de ''neden bunlar habire taşınıyorlar'' diye düşünüp,
konuşanları aydınlatmak istedim...

Taşınma telaşına alışkınız biz.
İlk çeyizlerimiz yerleşti, Sasalı'da villamıza taşındık.
Havuzlu, bahçeli, mükemmel bir evdi.
Tek eksiği çok fazla uzak oluşuydu. Tek başıma dışarı çıkamamam ve site içinde insanların birbiriyle iletişimsizlikleri yüzünden epey soğudum.
Zaten ev sahibi evimizi satmıştı, çıkın demiyordu, demeyecekti ama midemiz bulanmıştı bir kere...
Başladık ev arayışına.
İlk adresimiz Tufan'ın bekarken oturduğu Mavişehir'di.
Onun dışında Güzelyalı tarafında da yalı dairelerine baktık.
Ama evlerin çoğu dolaptan ev olduğundan vazgeçtik.
En son Mavişehir Pamukkale Blokları'ndaki evde karar verdik.
Göl ve yeşillik manzaralı, geniş, şık bir evdi.
Ve o olmalıydı.
Emlakçıyla anlaştık kontrat yapmak için Bostanlı sahildeki emlak ofisine geldik.
Oturduk kontratı okurken, Tufan ''ya bu sırada yalı dairesi yok mu bu fiyatlarda'' diye sorunca, kadın ''aa 2 apartman ötemizde var'' dedi. Tabi Tufan durur mu! Yalı dairesi...
Ben ''eskidir, şöyledir, böyledir'' diye söylene söylene gezerken buldum kendimi evde.
Salona girdim. Girmez olaydım.
O nasıl bir manzara.
O nasıl bir deniz.
O nasıl vapurlar, kuşlar, palmiyeler...
Aklımı kaçıracaktım.
Mutfak ve salonun manzarası anlatılmaz yaşanır cinstendi.
3 odası küçücüktü ama eşyalarımız kocamandı. Manzarayı görünce bir şekilde sığmalıydı.
Ve 15 dakika içinde karar verip imzamızı attık.
Badana, boya, tadilat derken büyük bir hevesle taşındık.
Manzara bizi bizden alıyordu.
Balkondan içeri giremiyorduk.
Bostanlı iskelesinden kalkan vapurlar, gelen vapurlar, bütün deniz trafiği evimizin salonundaydı.
Mutfak eşyalarım sığmadı, ortada kalan aletler, yiyecekler oldu.
Ama olsundu. Yani o manzaraya değerdi.
Yemek yapmak bile keyifti sonuçta.

Sasalı'da kırmızı odamızda yaşayan biz, Bostanlı'da salona terfi etmiştik. Salonda yaşamak çok güzeldi çünkü  oturduğun yerden tevlevizyonu izlerken, deniz trafiğini camının önünde izliyordun. Eşyalarımız büyük olduğundan bu evde kendini pek gösterememişti. Tek duvarı siyaha boyayıp, yaşanılır hale getirme sebebim bundandı.
2 kez deprem oldu. Birini yaşadım, ikincisini duydum. Daha sonra 7 küsür lafları aldı başını yürüdü.
Yaklaşık 200 m ilerimiz yamuk evlerle dolu olduğundan, beni korku aldı. Uyuyamaz oldum.
Uykularım kaçtı. Evimizin altının deniz olduğunu daha sonradan doldurulmuş olduğunu duyunca iyice soğudum. Ama daha taşınalı 1 ay olmuştu. Hamile kaldım. Önce evin 4 bir tarafında bulunan panjurlar beni sıkmaya başladı. Kaldıramıyordum. Tufan'da her gece kapatıp her sabah açmaktan sıkıldığından salonun balkonunda bulunan 7 panjurdan 2'sini açıyor, mutfaktaki 2 panjurdan çoğu zaman 1 ini açıyor, yatak odasını açmıyor ve beni karanlığa mahkum bırakıyordu. Daralıyordum. Hamile olmadan bile ağırlığından kaldıramadığım 35 yıllık panjurları, hamile kaldıktan sonra hiç elleyemiyordum bile.
Ee bir de bebek odasını nereye yapacaktı? Bir oda yatak odamızın gardolabı ve misafir yatağıyla dolmuştu. Diğer odaya tıkış tıkış kırmızı odamızın anca iki çekyatını ve üniteyi koyabilmiştik. Arka balkona çıkamıyorduk. Panjurlarını hala daha açmış değiliz. Hep karanlık hep karanlık.
Bizim yatak odasında gömme dolap, yatak ve tuvalet masası dışında bir şey almak mümkün değildi.
Taşınmak farz olmuştu.
Ama ya insanlar ne derdi?
Ulan 7 ayda 3. evlerine taşınacaklar demezler miydi?
Ama artık desinlerdi.
Ben ki İstanbul'dan yeni bir şehre gelmişim. Şehri tanımam, evlerini keşfetmem, talihsizce anlık verdiğimiz kararlar yüzünden, akılsız başımızın cezasını çeken ayaklarımız.
He bu arada biz villada oturduk, yalı dairesinde oturduk diye zengin değiliz! Hani kocamı miltimilyarder falan sanan varsa yanılır. Biz İstanbul'da Mecidiyeköy'de oturulan kiralara oturduk bu evlerde.
Evet İstanbulda bu oturduğumuz dairelerde 5000 liradan aşağı oturulmaz ama burası İstanbul değil.
Ve yineliyorum benim kocam milyarder değil, kendi yağımızda kavrulan, karnımızı doyurup, şükreden bir aileyiz.

Şimdi tek isteğimiz bebeğimizin sağlıkla büyüyeceği daha geniş, yine merkezi, bahçesi olan bir evdi.
Ve tek adresimiz Mavişehir oldu. Şimdi oturduğumuz evi tutmadan önce tutmaya karar verdiğimiz siteye gittik. Pamukkale evleri. İlk etapta 4 oda bulalım dedik. Sonra baktık ki 3 oda bize hayli hayli yetiyor...
Kocaman 3 oda, kocaman salon, salonun kış bahçesi yapılmış balkonu, kocaman mutfağı, kocaman girişi, ebeveyn banyosu... Evet dedik budur. Diğer tutacağımız evden tek farkı köşe daire olup, avm'ye 100m mesafede oluşu, site, deniz, yeşillik, ve Sports İnternational manzaralı oluşu... Tufan deniz manzarasına delirdiği için bu evde aklı kalmayacağı için ayrıca sevinçliyim. Depreme dayanıklı, çocuklar için bahçeli ve parklı...

Bugün hazırlığa başladık.
Boyacıya renkleri söyledim. Mutfak ve balkon için kesekağıdı, giriş ve yatak odasının yatak başı için simli vişne çürüğü, diğer kalan her yer için kırık beyaz...
Yavaş yavaş teyzeminde yardımıyla toparlanmaya başladık. Boyacı yarın başlıyor. Pazartesi günü temizlik yapılıyor, salı günü nasipse taşınıyoruz.
Umarım bundan sonra çıkacağımız ev kendi evimiz olur.
Eğer kendi evimizi alamayacaksak ta uzunca bir süre Mavişehir'de oturmak, kızımı orada büyütmek çok isterim.

Şuraya geldim geleli totomu bir rahat ettiremedim.

Şimdi inşallah, sağlıkla, huzurla yeni evimizde rahat rahat oturabilmeyi Allah nasip etsin bize.
Ve herkese.

Bizi bu taşınma işi aşındırdı. Belki çoğunuz 'çok dedikodu yaptınız'.
Ama sizde haklısınız.
AMA BİZ DAHA ÇOK HAKLIYIZ!

SASALI 1. EVİMİZ

BOSTANLI 2. EVİMİZ

İNŞALLAH SON EVİMİZ

MAVİŞEHİR...





Hiç yorum yok: