6 Ocak 2012 Cuma

FACE'ER & TWİT'BOOK'TAN NELER ÖĞRENMİŞİM NELER:)

İyi ki varlar..
İyi ki elimin altındalar.
Sanki birileri beni çok düşünmüş.
Sanki benim için piyasaya sürülmüş.
Onlar olmasa ben ne yapardım?
Eminim daha fazla kitap okur, daha fazla yazar, daha fazla film izler, daha fazla gezerdim.
Yapmadığım şeyler değil tabi bunlar ama daha fazla yapardım.


Mesela bana çok öğretisi oldu sosyal paylaşım sitelerinin...
Neler mi?

Kendini farklı göstermeye çalışan insanları tanıdım.
Profil fotoğrafına bakınca ''anaa ne yakışıklı laaan'' ya da ''oha be ne güzel kız'' dediklerinin aslında bir boka benzemediğini, en başta kendilerini buralarda kandırdıklarını öğrendim.
Çakma profiller açarak, başkalarının fotoğraflarıyla erkek ya da kız tavlamaya çalışıp,
egolarını tatmin edenleri gördüm.
Kendi düşüncesi olmayıp, başkalarının düşüncelerini sanki kendi düşünceleriymiş gibi paylaşanları okudum.
Dinledikleri müzikleri seçmece yaparak ''amaan bu kıro şarkıyı paylaşamam' deyip dinleyenlere şahit oldum.
Oysa ki herkes İbrahim Tatlıses dinliyor ve dinledi hayatında değil mi???
Fotoğraflarda kötü çıktı diye etiketlendiği fotoğrafları kapayanları bildim.
Her gelen abaza mesajlarına cevap verenleri gördüm.
Yazdıklarına, paylaştıklarına kendi bile inanmayanların, inandırma çabalarını yaşadım.
Fotoğraflarını alenen ortalara döküp, her hissettiğini dan dun yazanların (misal ben) eleştirildiğini ama aradan çok geçmeden aynısının yapıldığını gözlerimle gördüm.
Facebook'ta değilim imajı verip, milletin özelini didik didik inceleyip, iç geçireni, eleştireni,
bok atanı, sap tutanı vs. gördüm.
Listesine tanımadığı adam&kadınları ekleyip, sonra ona buna ahkam kesenlere tanık oldum.
Sosyal paylaşım sitesini, sosyal koca bulma sitesi haline getirenleri tanıdım.
Milletin kendilerine ait olan iletilerini çatır çatır çalıp,
orda burda kendim yazdım imajı veren gerizekalıları okudum.
Paylaşılan fotoğraflara ''ay herkes beğenmiş, ben beğenmezsem kıskandığım düşünülür'' mantığıyla beğenenleri, ya da 'bak beğenmiyorum, çünkü gereksizsin'' imajı verip gizli hayranları da biliyorum.
1 günde 10 kere tekrar tekrar incelenen profiller var.
İncelensin diye koyuyoruz ama saklamanın alemi yok değil mi?

Eminim bu diyaloğu çoook kişi yaşamıştır...

-Albüm ekledim gördün mü??
-Hadi ya görmedim. (iç ses: Gördüm de beğendi yapmamak için görmedim diyorum aslında)
-Aaa bakarsın o zaman ... (İç ses: Nah görmedin.)
-Biara bakarım.

Yediniz mi? Ben yemedim!

Adı üzerinde sosyal paylaşım siteleri...
İsteyen istediğini paylaşmakta özgür. Herkesin anlayışı farklı. Tarzı farklı.
Ama ortak bir şey var  : Sesimizi duyurmak, hüznümüzü, mutluluğumuzu, gündemi
 gerek cümlelerle gerek fotoğraflarla anlatmaya çalışmak.

He eğer yazılanlardan, paylaşılanlardan rahatsız olan, facebook ya da twitter'da neden bulunduğuna dair gerekli bir açıklaması olmayan insanlar çıksın gitsin. Değil mi?

İsteyen 'şuan tuvalete gidiyorum' deyip sosyal mesaj verir,
İsteyen hiçbir şey yazmaz. Sadece okur olur...
İster inceleyici ol, ister paylaşımcı ol yeter ki herkesin şu sosyal alemde duruşuna saygılı ol.
Kimse sen olamaz, sen de kimse olamazsın.

Ben yazarak rahatlıyorsam, sen okuyarak çıldırıyorsan yapabilecek bir şeyim yok değil mi?
Ama senin var! Beni takip etmezsin olur biter.
Ama yok o da yemiyor değil mi?
Beni takip etmezsen günün nasıl geçer sonra?

Hakikaten sizin de var mı bilmiyorum ama;
Facebook ve twitter profillerimi kapatsam, günlerini nasıl geçirir diye düşündüğüm insanlar var:) 


Sırf onlar yüzünden yaşadığım müddetçe buralardayım. 
Nazardan korkuyoruz ama Allah'a emanetiz.

Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim...
Saygılar ve Sevgiler:)




Hiç yorum yok: