26 Mart 2012 Pazartesi

GİTTİM GELDİM, BEN SİZİ SEVDİM:)

Gittim, gezdim, eğlendim, hüzünlendim ve evime geri geldim.
Okuyanlar bilir, ailem İstanbul'da bense İzmir'deyim. Eh yani atla deve değil. Uzak değil aslında.
Uçakla 1 saatte, arabayla 6 saatte kavuşabiliyoruz. Kavuşmak kelimesi kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi?
Hamileliğimin 6. ayını sürüyorum ve biraz daha şişince İstanbul'a gidip alışveriş yapmam imkansız hale gelecekti o sıcaklarda. Eşimin ''gidebilirsin'' demesiyle kendimi İstanbul'da ailemin yanında buldum. Çok keyifli 10 gün geçirdik. Son 3 günümde eşimde yanımızdaydı. Bu 10 günde neler yapmadık :)
Eminönü'ne gidip Duru Belis'im için sıkı bir alışveriş yaptık. Sanırım pek bir eksiği kalmadı güzel kızımın.
Nesrin nananesinden, Gizem, Ece ve Zehra teyzelerinden, Sultan yengesinden çeşitli hediyeler aldı benim minik meleğim. Çok şanslı bir kız olacak sanırım. Anneannesinin aldıklarını sayamıyorum bile...
Benim güzel annem kafasına huni takıp gezmezse yakında iyidir. E bizim sülale ilk kez torun görecek. Dolayısıyla herkes ayakta, herkes uykusuz, herkes heyecanlı. Hele anneannem, kızımın ninesi:)
Torununun kızını görecek Allah nasip ederse:) Yerim onun güzel suratını ben!!!

Aile ziyaretleri, arkadaş buluşmaları, güzel sohbetler, alışverişler dışında farklı bir durumumda oldu.
Hamile kaldığımdan bu yana, 6 aydır Kadınlar Kulübü'nde benim gibi 2012 Temmuz anneleriyle çok güzel sohbetler gerçekleştiriyoruz. Hamile kaldığımızı öğrendiğimizden bu yana hep diyalog halindeydik. İstanbul'da bulunan 4 güzel anneyle buluştuk. Çok keyifli, eğlenceli bir buluşma oldu. 5 gebe karşılıklı oturduk, tatlılar yedik, çaylar içtik, sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşcasına konuştuk durduk. Şimdi sırada bu buluşmanın İzmir ayağı var:) Benimde İzmir-İstanbul arası bir hayatım olduğundan biraz daha karlı çıkıyorum bu buluşmalarda:)



Kızımın dünyalar tatlısı bir tanecik anneannesi kızımı donattı...
A'dan Z'ye mobilyalarını, küvet takımlarını hemen hemen her eksiğini tamamladı Duru Belis'imizin.
Allah nasip ederse güzel kızım, anneannesinin aldığı bu güzel yatakta yatacak. Ve çoook uzun yıllar kullanabilecek. Diğer yataklardan farkı, uzayış tarzı... Önüne baza konulduğunda genç kız yatağı oluyor. Yandaki dolaplar ayrılabiliyor. İleride rengi bozulursa şayet boyanabiliyor. 
Bu da güzel kızımın şifonyeri, üzerinde burada gözükmeyen aynası mevcut. O çekmecenin içine neler koyacağımın hayallerini şimdiden kurmaya başladım. O minicik iç çamaşırları, çorapları ısıra ısıra yerleştireceğim sanırım:)
Çoğu insana gereksiz gibi gelse de kullanışlı olduğuna inandığım bir parça bu. Oyun kutusu aynı zamanda üzerine oturulabiliyor. Üzerine mor minder yapılacak. Genç kız olduğunda annesi gibi ayakkabıya çok düşkün olursa ayakkabılarını saklayabilir içinde:)
Bu da kızımı hem emzirmem, hem de odasının dekorasyonu için josefin koltuğu. Ayrıca tek kişilik yatak olabilme özelliğine sahip. Bu renge aldanmayın sakın, oyuncak kutusuna yapılacağından bahsettiğim mor minderle aynı renk olacak:) 
Duvar kağıtları, avizesi ve halısını babasıyla beraber alacağız. Fikir olarak tamamen belirledik ne istediğimizi. Karşılıklı 2 duvarımız simli lila duvar kağıdıyla kaplanıp, kısa duvarımız beyaz fon üzerine mor, lila, pembe, yeşil yazılarla süslü bir duvar kağıdı olacak.
İşte şimdilik böyle. Anneannesi en ince ayrıntısına kadar düşündü. Biraz fiyat tuzlu olduğundan üzülsem de annemin kızıma şimdiden olan düşkünlüğü gözlerimi doldurdu. Çok duygusallaştım belli etmemeye çalıştım. Yıllarca kızına çalışan, alan annem, şimdi kızının kızına bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu nasıl bir cümledir hissedebilir misiniz bilemiyorum ama ben yazarken bile içim titriyor. 
Mobilyasını aldığımız akşam aile yemeğimiz vardı. Nasıl bir eğlence, nasıl güzel şarkılar anlatamam. Babamın oynamaları, annemin şarkılara eşlik etmesi, bütün ailenin oynaması ve benim onları oturduğum yerden izlemem... Alkol almadığım zamanda çok güzel eğlenebilirim ben. Enerjim hiç bitmez, sabahlara kadar oynayabilir, zıplayabilirim. Ama hamile olduğumdan biraz daha dikkat etmem gerektiğini bildiğimden ve DUYGUSALLIĞIMDAN biraz sakindim o gece. Sandalyenin tepesine çıkıp bir kaç göbek attık kızımla ama kendimizi pek yormadan ve sarsmadan. 
Ama anlatmadan geçemeyeceğim. Madem hamileliğin 6. ayı en duygusal aymış. O zaman o an, şu an anlatırken size komik gelse de demek normalmiş. 
Herkesin oynadığı bir an'da, annemin şarkılara eşlik ettiği, babamın zıplayarak şarkılar söylediği o an varya... 
Benimki hem büyük bir mutluluktu hem de deli gibi bir hüzün. Neden mi? Size saçma gelebilir, manyaklık gelebilir belki ama ben böyleyim n'apabilirim... Sanki yaşlandılar artık. Gerçi yaşlanmadılar. Babam 56, annem 49 yaşında. Ama anneanne ve dede oluyorlar ya, sanki yaşlandılar gibi geldi bana o an. Oynarlarken, hep böyle oynasınlar mutlu olsunlar istedim. Onca üzdüğüm yıllardan sonra dünyanın en büyük mutluluklarını yaşasınlar istedim. Gözümün önüne ne sahneler geldi, ne perdeler indi o gözlerime. Ağladığımı görsünler istemedim. Kendimi sıkarak tuvalete kaçtım, kabine girdiğim an hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Bir kadın sordu ''ne oldu'' diye. İnanın ne olduğunu anlatabilecek kelime, cümle bulamadım. Şuan olduğu gibi...

Annemi ve babamı çok ama çok seviyorum. Onlarla 10 gün geçirmek 28 yılımı geçirdiğimden çok daha değerli ve güzeldi.Evli olanlar, ailesinden ayrı yaşayanlar ne demek istediğimi anlarlar...
Gezdik tozduk, sabahlara kadar oturduk, güldük, eğlendik...
10 günü böyle tükettik. 
Babaevimde, bana ne kadar ''burası senin evin'' deseler de misafirmişim, kendi evime girip, kokusunu içime çekip özlediğimi farkettiğimde anladım:)

BABAM VE ANNEM İYİ Kİ VARLAR. VE İYİ Kİ BENİM ANNEM BABAM OLMUŞLAR. 


Hiç yorum yok: