15 Nisan 2012 Pazar

ESKİSİ YENİSİ FOÇA GEZİSİ:)

Muhteşem bir pazar günü...

Sabah erkenden kalktık, kendimizi Foça yollarına attık. Önce Eski Foça'ya gidip serpme kahvaltımızı yaptık, hafif yağan yağmur eşliğinde... Daha sonra Yeni Foça'ya doğru yola çıktık. Arabayla geçtiğimiz yollarda arabanın içinden fotoğraf çekmeye çalışmak biraz kabus olsa da, başarılı kareler elde edebilmenin hazzı içindeyim:) 
Canım kocam ''hadi in çekeyim seni dediği an, o arabadan çocuk gibi inişimi ve mutluluğumu sizlere anlatamam. Bu poz belki orada verilen 15 pozdan 1 tanesidir sadece:) O kadar güzeldi ki o an, ben orada şekilden şekle girerken, kocacığım bir taraftan fotoğraf çekerken, diğer taraftan 'ay düşeceksin, aman bu tarafa gel'' diye söylenio duruyordu:) Ama dinleyen kim, poz vermek, manzara izlemek, fotoğraf çekmek olsun bana... Tehlike işlemez!


Arabayla giderken çekmeye çalıştığım bu kareler, eşimin frene basma oyunları, güneşin bir açıp bir kapama hali, her şey çok güzel çok eğlenceliydi...
Yeni Foça'ya vardığımızda o denizin dinginliği, kulpsuz fincanda içtiğimiz kahve, ezan sesinin içimize doldurduğu hüzün, ve çoğu insanı utandıracak şekilde bir köpeğin ezan sesinde resmen dua ediyor oluşu...
Resmen huzur...
Bir taraftan etrafı izliyor, diğer taraftan ileride orada yaşamanın ya da yazlık alabilmenin hayalini kurduk. Denizin rengi o kadar güzeldi ki, denize taş atmaya çalışan çocukları görünce hemen doğumuna 2 buçuk ay kalan kızımızı düşünmeye başladık...
Birden bire ''ben ayaklarımı suya sokacağım, sende fotoğraflarmı çeker misin'' dediğim eşimin ''mikrop kaparsın'' deyişiyle bir yandan gülmeye, diğer yandan açıklama yapmaya başladım. ''Bak aşkım denize girmeyi bütün doktorlar hamilelere tavsiye ediyorlar. Hem şişen ayaklarıma şimdi buz gibi tuzlu su inanılmaz iyi gelecektir derken ''hem de vücudundaki statik enerjiyi atarsın, hadi o zaman'' deyince ben yine çocuklar gibi atlayıp zıplamaya başladım ve ayaklarımı cuppadanak daldırdım berrak sulara...

Suları şıpırdatmaya başladım, su hem soğuk hem inanılmaz rahatlatıcıydı...
Tabi bu kadar az değil fotoğraflar ama buraya koymaya kalkarsam sayfalar bitmez:) 
Bir duvarın üstüne oturup çakıllı, kumlu ayaklarımı temizlemeye koyuldum.
Baktım ki benim canım kocam hala fotoğraflarımı çekiyor başladım şımarmaya:)

Eh tabii bizim bir evimiz vardı ve evli evine köylü köyüne olmak zorundaydı. Oradan ayrılmak ne kadar hüzün verici olsa da, evimize dönmek de ayrı bir keyifti:)
Dönüş yolunda yine sürüsüyle fotoğraf çektim durdum. Eşim yine benimle oyun oynadı, frene basarak, durup kalkarak:)




Nihayetinde şuan evimizdeyiz ben ''Umutsuz Ev Kadınlarını' mutfakta izlerken, canımın içi kocam tam karşımda yüzü bana dönük Survivor izliyor. 

Şimdilik herkese güzel geceler:) 
Dipnot: Benim olduğum fotoğraflar kocişime, diğerleri bana aittir. Sevgiler:)

2 yorum:

Maviada dedi ki...

blogger anneler birbirini izliyor, ben seni izlemeye aldım, bende seni bloguma beklerim

Servis dedi ki...

Paylaşımlarınız çok kaliteli ve yararlı İstanbul otelleri olarak blogunuzu takip ediyoruz.