3 Nisan 2012 Salı

EVİMİN EŞİ, İŞİ, GEZİŞİ BİR DE BEBİŞİ:)

Sanırım artık iyice ağırlaşmaya başladım. 24+2 haftalık demek 25. haftaya girmiş olmamız demek.
Karnımı seviyorum, çok güzel büyüyor ve aynaya baktığımda o fit zamanlarımdan daha çok beğenir oldum kendimi laf aramızda:) Daha bir kadın, daha bir anne, daha bir sexi sanki:)
Geçen hafta temizlikçi krizimden sonra yazmaya pek fırsatım olmadı. Bol bol dinlendim, hafta sonu Tufikomla gezdik. Yorulduk. Dinlendik... Pazartesi günü, perşembe günü kadının gelecek olmasına rağmen bayağı bir temizliğe kağtırdım kendimi. Ütülerimi yaptım, dağınıklıkları topladım, yemek yaptım... Bunların acısı gece yattığımızda çıktı. Önce soluma dönmeye çalışırken sağ göğsümün altından giren kramp, kaburgalarımın o sıkışır hissiyatı resmen nefesimi kesti. Daha sonra o sancıyı geçirdik derken bulanıklaşan gözlerim, yüzümün renginin atması, ve soğuk terler dökmem... Bulantı ve baş dönmesi. Ben bunları ilk 3 aylık dönemde yaşamamıştım diye ağladım gece... Benim cefakar kocam ben uyuyana kadar uyumadı.
Bu sabah her sabahki gibi Tufiko işe giderken uyandım ama yataktan sadece Tufikom ilacımı içirirken kafamı kaldırdım. Taaa ki saat 14:30'a kadar çıkmadım yataktan. Tv izledim, instagram'a fotoğraf yükledim. Bir sağa yattım, bir sola yattım iyice dinlendim. Sıkılınca yatmaktan aldım ojemi elime... Nereden bileyim ayaklarıma sürerken bu kadar nefes darlığı çekebileceğimi:) Zorlana zorlana bitirdim. Ellerimi bir çırpıda bitirirdim ama ayaklarıma sarfettiğim çabadan sonra biraz titrekti benim narin ufacık ellerim:)
Sonra camdan dışarı bakınca geçen sandallar, balıkçılar, parklarda zıplayanlar, tshirtlerle gezen kalabalığı görünce ''gezmek benim hakkım, yürüyüş yapmam lazım'' diyerek fotoğraf makinemi kapıp attım kendimi sahile. Aman Allahım nasıl güzel bir hava ve nasıl güzel bir manzara... Kendimi kaybetmiş şekilde fotoğraf çekmeye başladım. 1 saat boyunca annem ve Tufiko'nun aramalarına kayıtsız kalabilecek kadar yitirmişim duyu hissimi... Egepark'a girip telefonu elime alınca 24 çağrıyı gördüğümde anladım ne kadar bencilce davrandığımı:)
Tufiko işten çıkmış, ulaşamadığı beni sokaklarda arayacakmış eğer biraz daha görmemiş olsaymışım. Annem korkmuş biraz rahatsızlandım gece diye anlattığım için. Yani benim hiiiiç evhamlı olmayan bir kocam ve annem var zaten(!), bende onları evham sahibi yapmışım:) Neyse Tufiko'yu yoldan döndürdüm işine ''ben sağ salim Egepark'tayım, hatta şuan Anne&Bebek dergisi alıyorum'' diyerek...

Eve döndüğümde ayaklarımı, belimi, sağ kaburgamı hissetmiyordum. Ama değdi. Hem çektiğim fotoğraflar, hem de asıl önemlisi bebeğimin sağlığı için gerekli olan güneşli hava yürüyüşümü yapabildim. Ama tekrar çıkacak olursam telefonumu boynuma asacağım bir aparat alacağım:)

Bugüne dair bir kaç fotoğrafı sizlerle paylaşarak, sizlere bu gecelik veda ediyorum.
Benim gibi hamile arkadaşlarıma, bebişi kucağında olanlara, koca kazık evlat sahiplerine, anneannelere, babaannelere, babalara, amcalara, teyzelere, ablalara, ağabeylere, herkeslere sağlık, mutluluk, bol kazanç dolu günler diliyorum:)

Okuyan okumayan, okumamış gibi yapan, okumuş gibi yapamayan herkese selam olsun;)



34 numara ayaklarım büyüyen göbişimden bu kadar görünebiliyor artık:)













Çok yalnızdı, kıyamadım... Hamile olmasam içine atlayacaktım.













İzmir'e bahar geldi, kanıt çiçekleri...













Varsın tekerlek olsun, rengi MOR ya...













Hercai menekşeleri annemin en sevdikleri...









Akşam sefası, balıkçı kafası... Ne güzelde yol alıyorlardı. Dayanamadım. Çaktırmadan çekiverdim:)


Hiç yorum yok: