13 Mayıs 2012 Pazar

KIZIMIN ANNESİN ANNESİ, CANIM ANNEM!

Bu benim ilk anneler günüm...
Henüz bebeğim karnımda. Allah'm nasip ederse 60 gün sonra koynumda olacak. Seneye öpücükleriyle belkide anneler günümü kutlayacak.
Benim annemden ayrı geçirdiğim 2. anneler günü.
İlkinde Kıbrıs'ta öğrenciydim... (Evden uzaklaşmak için değil, okumak için gitmiştim ama gördüğüm sahneler sonunda, yerimin anamın babamın yanı olduğunu anlayıp, okulumu yarıda bırakıp geri dönmüştüm)
Ki o yaşlar evden uzaklaşmak için can atılan yaşlardı. Ne kapalılar açılmıştı, ne boğazlı giyenler, memelerini açıkta bırakmıştı:) Onlar da ayrı bir konu olur ya... Konum annemin mükemmel anneliği...
Ama işte hem ruhen hem bedenen beslenmemi sağlayan mükemmel bir anneye sahip olmanın hem mutluluğunu hem endişesini yaşıyorum son günlerde.
ACABA BENDE ANNEM GİBİ MÜKEMMEL BİR ANNE OLABİLECEK MİYİM?
İşte anahtarı annemden yadigar olan kilitli soru bu...
Annemle aramda ortak noktalarımın dışında apayrı olduğumuz yerler de var.

Mesela;
Annem duygusaldır ama ben duygusal+ağlak.
Annem önce mantığım der bense kalbim.
Annem ağır başlıdır, ben salon kadınıyken bir anda tuvalet kadını olabilirim.
Annem ağzını asla bozmaz, ben lafı gediğine korum.
Annem ayaklarının üzerinde durur, ben sıkılganım.
Annem büyüklerini sayar, küçüklerini sever her ne olursa olsun, bense adamına göre muamele gösteririm.
Annem kendisi kırılsa bile kimseyi kırmaz, bense kırıldıysam karşımdakini paramparça edebilirim.
Annem sildiği zaman siler bense kimseyi silemem.
Annem üzülür, ben acırım.
Annem olgundur, ben çocuk ruhlu.
Annem planlıdır, ben anlık.
Annem 'kalite'insan sever, ben 'basit'le bile muhattap olabilirim.

Tabi çok ortak noktamızda var;

İkimizde çok fazla vericiyiz. Almadan vermeye bayılırız.
İkimizde sevgi doluyuz, karşımıza çıkan herkesi insan sayarız.
İnsanı diline, dinine, ırkına, malına, mülküne göre ayırmaz, insan olarak değer veririz.
Kıskançlık ruhumuzda yoktur, sadece birbirimizi sakınırız.
Kimsenin bir şeyinde gözümüz yoktur, Allah olmayana fazlasını, olana güle güle yaşasını dileriz.
Evhamlıyızdır. Biri telefona cevap vermesin kesin başına kötü bir şey gelmiştir diye kendimizi yeriz.
Bizden birilerinin bir şey istemesine gerek yoktur, uzaktan da olsa duamızla bile yetişiriz.
Herkes iyi olsun, kimse kötü olmasın diyenlerdeniz.
Eğlenceliyiz.
Gezmeyi severiz.
Verdiklerimizi alamayınca nedense vermekten vazgeçemeyiz.
Doğalız, olduğumuz gibiyiz.
Hissettiğimizi açık yüreklilikle dile getirir, asla kıvırmayız.
Ben son söyleyeceğimi ilk söyleyerek bu ortak özelliğimize kazık atabilirim:)

Annemin kızıyım.
Annemden farklı olduğum yönlerimin tümünü babamdan almışım.

Şanslıyım.
Kalbim o kadar temizdir ki bilenler çok iyi bilir.
Ne dersem çıkar, ne dua etsem rabbim kabul eder.
Beddua edemem, 2 kez etmişliğimden sonra cesaret edemem.
Allah'ın sevgili kullarından olduğumu düşünürüm.

Neden mi?
Öncelikle böyle mükemmel bir anne ve babanın kızı olarak dünyaya gelmiş olmanın avantajını hayatımın her döneminde yaşadım. Benim annem babam 'benim okul hayatımda, HATALIYSAM EĞER okula gidip çirkeflik yapmak yerine, benim adıma müdürlerimden, öğretmenlerimden ÖZÜR DİLEYEBİLECEK büyüklükte insandılar. Aman ''evladımızı koruyalım, tek çocuktur' mantığıyla büyütmediler beni. Evet el bebektim, gül bebektim ve tek bebektim. Ama HAKLI ve HAKSIZ her zaman belirleyici bir kural oldu ben büyürken. Beni öyle güzel büyüttüler ki... Özgürdüm ama başı boş değildim. Attığım adımı hep bildiler!
Ne sigaraya başladığımı, ne özel hayatımı, ne gizli sırlarımı hemen sıcağı sıcağına söylemesem de her zaman paylaştım. Anama ve babama 'başkalarından duyacağı hikayeler yaşattırmadım''. Parmakla gösterilen bir evlat olmadım, ama hayırsız da olmadım. Ben yaramazdım. Ben okul kapılarında erkeklerle dövüşen bir çatlaktım. Ben arkadaşlarına laf söyletmeyen, herkesin iyi olmasını isteyen, bencillikten uzak, insancıl bir varlıktım. Annemin bana aldıklarını başkalarına hediye edebilecek kadar salaktım bazen:)

Annem benim...
Şimdi kızın 500 km uzağında ve karnı burnunda... Seni daha iyi anlıyor, seni daha iyi tanıyorum.
Kendimi keşfediyorum. Neler yaptığımı, neler yapabileceğimi sorguluyorum.
Küçük kızınız şimdi öyle bir mutluluk yaşıyor ki, cümleleri birbirine karışıyor bu satırları yazarken.
Endişeli ama bir o kadar da huzurluyum.
Acaba bende sen gibi eksiksiz bir anne olabilecek miyim? Kimse mükemmel değildir ama siz babamla eksi ve artılarınızla bir bütün oldunuz her zaman bana. Biz de olabilecek miyiz?
Devir artık çok değişti. Kız annesi ve babası olmak hem çok büyük şans hem de risk...
Gözünün önünden ayırmasan dahi evladını, türlü tehlikelerle karşı karşıya kalabildiğin bir dünyada yaşıyoruz artık. Ben çok sınavdan geçtim. İsteğimle sınıfta kaldım. Bütünlemelere kadar tembelliği seçtim hayatta.

Şimdi istiyorum ki; kızımı kimseler üzmesin, kızımı kimseler ağlatmasın, kızım kimselere uymasın, kızımı kimseler kıskanmasın ve kızım sen gibi ben gibi kimseleri kıskanmasın. Kızım dobra olsun, içten pazarlıklı olmasın. Babasından korkmasın, arkamızdan iş çevirmesin. Ucunda ölüm dahi olsa söylesin. Bilsin ki; başına gelebilecek en kötü an'larda bile arkadaşları değil ANA VE BABAsı herzaman yanında...
Her şeyden öte sağlıklı, uzun ömürlü olsun...

Ah nasıl heyecanlıyım bir bilsen annem!
Kalbim pır pır atıyor, minik yavrumu kucağıma almak onu senin beni yetiştirdiğin gibi yetiştirebilmek için.
İyi ki varsın büyük kraliçem, kızın prenseslik tacını 60 gün sonra kızına devrediyor, ve senin mertebene bir adım da olsa yaklaşıyor...

Anneler günün kutlu olsun annem.
Bütün annelerin günü kutlu olsun.
Her anne evladına özeldir ve güzeldir.
Sen aslında tek benim için değil, eminim yüzlerce kişi için ÖZEL VE GÜZELSİN...
AMA İYİ Kİ TEK BENİMSİN:)

SENİ ÇOOOOOOK SEVİYORUM.



Hiç yorum yok: