4 Ekim 2012 Perşembe

3 AYLIK OLDUK BİLE...

Yazamıyorum eskisi gibi. Daha doğrusu yazmıyorum diyelim. Vaktim yok değil aslında...
Allah nazarlardan saklasın 3 aylık kızım, pek huysuz değil. Yatağına koyduğun zaman kendi kendine mıkırdanıyor ve uykuya geçebiliyor. Hani öyle sallamak, kucağa almak gibi sıkıntılarımız henüz yok. Öğlen uykuları biraz tilki uyusu olsa da gece uyuduğu zaman sabaha ayılıyor.
Ben biraz internet manyağı oldum. Twitter, facebook, instagram derken bloğumu bayağı boşladım.
Ama GERİ DÖNDÜM ARTIK:)

Her şey güzel gidiyor. Her şeyden kastım HER ŞEY!
Bebeğim bir kaç ufak rahatsızlık geçirdi. İlk idrar yolu iltihabıyla karşılaştık, sonrasında soğuk algınlığı... Biraz sıkıntılı günler geçirdik. Malum ilk çocuğumuz ve ne yapacağımızı şaşırdık. Her kafadan bir ses ve çıkan seslerin tınısı hep farklı. Doktor doktor gezdik. Hastanelerde günler geçirdik. Önce eşim sonra ben ve kızım...
Nazara geldik biz. Kendi kendimize de nazar ettik aslında. Nazar ne la? Aman bize değen şey işte!
Size değmiyor mu hiç? Uf değmesin zaten!

Gelelim benim 3 aylık prensesime. Biraz ondan bahsetmek istiyorum sizlere. Dünya güzeli kızımdan...
Annesini çok üzmeyen bir bebek. Gaz problemi pek fazla yaşamadık belki de kullandığımız biberondan kaynaklı... (Dr. Browns geniş ağız) Mamayla besliyorum kızımı. Sütüm inanılmaz derecede azaldı ama son 2 gündür arada emzirdiğimde fazlalaştığını gördüğüm için içim biraz kıpır kıpır olmadı değil hani:) 15 günlükken Yalova'da götürdüğümüz doktor mama takviyesi vererek yaktı bizi O sebeple o doktoru asla affetmiyorum. 15 günlük bebek elbet kilo vermiş olacaktı. Benim fışkıran sütlerim onun sayesinde geri gittiler. Eh tabi bir de ''emiyor mu, emsin, emecek mi, emziriyor musun, süt var mı'' soruları, henüz lohusayken geçirdiğim kuyruk sokumu operasyonu, stres derken bugünlere geldik. Yani ''emiyor mu'' sorusuna elbet kızmıyorum, herkes birbirine sorar bunu. Ama her gün ya da iki günde bir sormanın bir alemi yok değil mi?
Uykularımızı düzenlemeye çalışıyoruz an itibariyle. Gerçi öyle gece çok uyanan bir bebek olmadı Durubella. Gece mamasını yiyip sabaha kadar uyudu hep. Sabahları uyanınca mamasını yiyip şekerlemeleri var. Yarım saat, bir saat... Sonra akşama kadar oyun istiyor. Kucağına al beni, gezdir diyor.
Şimdi 3 aylık bebek nasıl konuşuyor diyenler olabilir. Belli bir zaman sonra insan anlıyor evladının ne demek istediğini, bebekce dilini öğreniyorsun. Nelerden hoşlanıp, neler istediğini ses tonundan, ağlama stilinden farkediyorsun. Mesela Durubella acıkınca dudağını ana kaydırıp, kendini yırtarak auwwww diye bağırır. Uykusu var ama daldıramıyorsa hııı, yaaaah, aaaa aaaaw diye tınılı ve tiz bir ses çıkarır, ağlamanın bir önceki hali. Yalnız kalmak istemiyorsa ıhhh ıhhhh ıhh diye kollarını ayaklarını çırpar, kucağına alınmak istiyorsa ağzını sonuna kadar açarak ahhha ahhaaa diye ellerini kaldırarak ağlar, gözlerden yaşlar da akar...
Zamanla anlıyorsun ne istediğini.
Bazen düşünüyorum da Durubella yokken ne yapıyormuşum ben acaba? Hayatımın rengi, yaşantımın anlamı oldu benim fındık kurdum. Onun o gülüşü, gözlerimin içine bakışı, bana muhtaç oluşu... Ve asıl benim ona muhtaç oluşum. ..

Bu arada saçlarım avuç avuç dökülmeye başladı. Ama buna üzülmüyorum neden mi? Çünkü bir bebek annesini tanımaya başladığında, annenin saçları dökülmeye başlarmış. Varsın hurafe olsun. Ben öyle inanıp, kendimi mutlu hissediyorum ya o bana yeter.

Sarılıp ''anne'' ''baba'' diyeceği günü hayal ediyorum da, sanırım kafayı yiyeceğiz biz karı koca:)




2 yorum:

merrapunzel dedi ki...

Maşallah..Nazar değmesin :)

Burcin Gunaltay dedi ki...

merhaba bloguna az önce keyifle izleyici oldum bana da beklerim umarım sende izlersin
sevgiler

http://burcinkuran-wonderlust.blogspot.com/