25 Ekim 2013 Cuma

EV HANIMI DEYİP GEÇME, OKURKEN YORULACAKSIN:)

Yine gece ve ben yine balkonumda oturuyorum.
Duru Belis'in uyuması biraz zor oldu bu gece.
Sabahın 10'undan beri peşinde olup 1 buçuk saat kadar uyku arasında kahve mi içsem, ev mi toplasam, internette mi takılsam, tv mi izlesem, kitap mı okusam, bir şeyler mi yesem derken, hepsini bir arada yapıyorum ya da hangisini yapayım diye düşünürken hiçbirini yapamamış oluyorum.
Çocuğu olmayanlar genelde evde oturan kadına bok atmaya bayılırlar. Bekarken bile hiç böyle bok atışlarım olmadı. Tam tersi hep özendim çalışırken bile evde oturan, hele çocuğu olan kadınlara...  Tipim pek göstermese de anaçlık vardı ruhumda. Ev işine pek sıcak bakmasam da, çocuğa nasıl bakacağımı bilmesem de bir yuvam olsun, bir çocuğum olsun isterdim.
Ve evlendim.
Ve işi bıraktım.
Ve kendimi evime, eşime adadım.

Evi ilk temizlediğim günü hatırlıyorum da... Aslında ben biliyormuşum da yapmıyormuşum.
Oysa ben bilmediğimi düşünüyordum. :)
hamile kaldım. 4 aylık evliydim hamile kaldığımda. Haftada 1 yardımcım geliyordu eve.
Ev çok pislenmiyordu 2 kişiydik neticesinde...
Temizlikle bitiyor mu bir evin işi? Çok zor be.
Hele hamileysen. Sürekli acıkıyorsan, sağlıklı beslenmek zorundaysan, ağır işler yapamıyorsan, yapmak zorunda kalıyorsan, yardımcına bile yardım etmek durumunda kalıyorsan...
Ahhh o günler! Kabus.
Bebeğim dünyaya gelene kadar pek ''ev kadını'' gibi değildim. Şimdi de değilim aslında.
Yani iki araya sıkışmış yarım bir kadınım. Size 1 buçuk yıllık günlük yaşantımı yazmak istiyorum.

Sabah en erken 10:00 uyanış. (ki bu çok büyük bir şans) Duru'nun altı açılır, üstü değişir, kahvaltısı hazırlanır, sütü içirilir, sonra tv karşısına, çitine konulur, oyuncakları ve çizgi filmiyle baş başa bırakılır, bir iki lokma ağzına lokma atılır, hemen kahve içilir, o sıra Duru kakasını yapar, kokusu taaaa bütün eve siner. Hemen altı değiştirilir. Tekrar oyuncaklarına bırakılır ve mutfağa girişilir. Mutfak kalk gidelim haline gelmiştir fakat mutfağı toplamakla vakit harcanamaz çünkü zamanla yarışılır. Duru'nun öğle yemeği yapılır, o arada meyvesi hazırlanır. Akşam yemekleri hazırlanır, ocağa konulur. Saat olur 13:00, yemekler pişedursun, Duru'ya elma verilir ve verimli vakit geçirilir. Oynanır, zıplanır, saklanılır, gıdıgıdılanır, kutulanır, şarkı söylenir, tencere tava çalınır, renkler, hayvanlar, sayılar, kelimeler ne bulursak oynanır, daldan dala atlanır.
Yeni yürümeye başladığımız için oyunlar parmağımı tutup kaldırarak bussbusss (yürüt beni) diyerek bitirilir. Sonra bütün ev turlanır 2-3 kere, bütün odalara girilir çıkılır.
Saate bakılır saat 15:00'a gelmiş ya da gelmek üzeredir. (Bazen bu saatlerde yengemiz bizde ya da biz yengemizde oluruz, Duru yengesiyle oynar, ben sigara, internet, tv üçlemesiyle meşgul olurum)
Uyku saatimiz 15:00'ı geçmemelidir. O da geç uyandığımız için.
Yatak odasına geçilir Duru psikolojisine göre ya park yatağına konulur, ya yatağa yanıma yatırılır, pepee ninnisi açılır ve uykuya geçirilir. Tabi ki yatağa yattığı an uyumaz. Bağırır, çığlık atar. Ama yemezler yanında uyku numarası yapılır, bir kaç kez öper (uyandırma oyunumuz) baktı tepki yok, kendini atar, gözleri önce uzun uzun dalar, küçülür ve kapanır.
O saat işte benim için hem özgürlük vaktidir hem de Duru'yu deli gibi özlediğim vakittir. Hem çok isterim uyumasını, hem de uyuduğunda içim içimi yer. Ama onun için ,onun uyuması gerektiği bilinir. Mutfağa gelinir. Kimi zaman mutfak ve ev derlenir toplanır, süpürülür, yemekler kontrol edilir. Bu arada eğer 11 gibi uyanıp 12'ye doğru kahvaltı yapmışsak, öğle yemeğimiz uyanma saatinde yedirilir. Az evvel kimi zaman yazdım ya, eğer ruhum daralmışsa, rahatsızlığım varsa, bir yerlerimde ağrım, ya da ruhum o an toplamak istemiyorsa, geçip balkona kurulunur, nescafe yapılır, pc başına geçilir, tv açılır tıngırdamak üzere. Ona buna laf yetiştirilir, İnstagramda fotoğraf paylaşılır, yorum yazılır, güzel insanların bebekleri sevilir, fotoğrafları incelenir, beğenilecekler beğenilir, annemle telefonda konuşulur günde 3-5 kez, Duru'nun günlük raporları verilir.
Bloglara bakılır, bir gözle kitap okunur, 1 saat içinde sıkılınır ve yatak odasına geçilip telefonum ve kitabım elimde, çıt çıkarmadan, öksürüğümü bile tutarak yatağa uzanılır. Yarım saat yatılır ya da yatılmaz Duru Belis yatağının kenarına mırmırmır konuşa konuşa dikilir. Suyunu içer, biraz yatakta dönenir, kalkar, konuşur, keyif yapar, sonra kendini kucağa aldırır. Hemen altı açılır, yemeği yedirilir, 40 takla atarak, şaklabanlık yaparak, yerlere saçılarak, üstü başı batarak, kaşık elden fırlayarak... Üstü başı çok batarsa duşa sokulur, yerler süpürülür belki günde 5-6 kez.
Arada çubuk kraker falan yerse, yerde onunla birlikte öğüterek yediği için... Sonra Duru'nun yürüme, sehpaya gitme, koltuktan koltuğa koşma vakti gelir. Uykuda tüm enerjisini toplar. Çenesiyle bedeni aynı hızda hareket eder. İtinayla, sabırla onunla oynanır. Arada puding, çubuk, atıştırmalık ne varsa verilir. Yer, atar, üstüne basar, bastığını eliyle toplamaya kalkar... Özgürdür. Salon kapısı kapatılır, dilediği gibi hareket etmesi için fırsat verilir. Koltuğa tekrar yayılınır, tek göz Duru'da tek göz yine sosyal medyada takılınır. ''hayır Duru, yapma Duru, hadi kızım, o olmaz Duru çünkü o zararlı, oraya dokunma kızım, kızıııım...'' Arada video çekerim, fotoğraf çekerim. Sigara içmek için balkona gelirim, balkondan salonu görebildiğim için, çitine koymazsam eğer, 1 dakika içinde sigarayı ciğerlerime doldurur, kaldığımız yerden devam ederiz. Babamız günde 45347593450 kez arar. Telefona bakamayacak durumda olursak, 2 cep teli, ev teli çalar. En son aramasının saati bellidir ve şükürler olsun ki gelmiş ''bir şey lazım mı'' demiştir. Babası gelince Duru babasıyla kucaklaşır, anne baba üzerini değiştirene kadar bekler, sonra mutfağa girer, babası kızışını alır yarım saat siteye, parka çıkarır. O sırada sofra hazırlanır, baba kız gelir, yemek yenir, Duru'nun yiyebileceği şeyler varsa Duru'ya da yedirilir, kendi yemeğim hep buz olur. Olsundur. Doyumluk yemediği zamanlarda yatmasına yakın pirinç unu muhallebisi yedirilir saat 21:00 gibi... Doyumluk yemişse gece yatarken süt verilir. Gece 00:00 olmuşsa saat ve 21:00 gibi mamasını yemişse, yatarken yine süt verilir. Nerede kalmıştık? Yemeklerimiz yenir, Duru mama sandalyesindeyken eğer duracak gibiyse, çoğu zaman eşimle beraber mutfak toplanır, bazen o toplar ben Duru'yla ilgilenirim, bazen Duru'yu alır salona geçer ben toparlarım. Hele öğlenden bıraktığım mutfaksa aman yarabbim!
Mutfak toplandıktan sonra, Duru'yla babası salonda oyunlar oynar, vakit geçirirler, ben özgürlüğümü ilan ederim. Kahvemi yapar bir güzel otururum balkonumda. 22:30'a doğru babası Duru'yu odaya götürür ve yatak pozisyonunu alırlar, kameradan izlerim onları. Baktım ki uyuyacak gibi değil, bende giderim yanlarına. Karartma uygulayarak ve uyku numarası yaparak uyuturuz. Bu saat kimi zaman 22:30 olur, kimi zaman 01:00'ı bulabilir. İnsanın yatakta en çok yorulduğu vakittir o vakitler. Duru uyuyunca bir keyif daha şarttır. Hani yazdım ya babası yemekten sonra salona alınca ben özgürlüğümü ilan ediyorum diye... Sadece ilan ediyorum. Yine gözüm, tek elim onlarda oluyor. Yanlarına gidiyorum kahvem bitince. Duru uyuduktan sonra hem gün hem kendin tükenmiş oluyor. Kameradan Duru izlenerek şuan ki gibi vakit geçiriliyor. Bir süre sonra kameraya sürekli bakmak yoruyor ve yatağa geçiliyor. Sonra uyku gelip bedenini sarıyor. Ve gün bitiyor. Sabah aynı yazdıklarım gibi her şey yeniden başlıyor. Bu arada sabaha karşı Duru 2-3 kez uykuda konuşuyor ve bağırıyor, ses çıkarmadan kalkılıp eli tutuluyor, başı seviliyor ''ben buradayım'' hissiyatı verildikten sonra uykuya devam edilmeye çalışılıyor.
Çocuklu ev kadınının molası, çalışan kadınınkinden az. Hem çalışan hem çocukluysa Allah güç versin demek isterim. Çünkü işe git gel, yardımcın olsa bile, evin işleri, çocuğa ayrılacak vakit, derle topla al sana gece oldu. Sonra sabah işe git... Allah bütün ANNELERE güç, kuvvet versin. Bu sonsuz sevgiyle, uğurlarında ömür harcanır zaten.
Bekar olduğun günleri özlüyor musun diyorlar? Ev işi yapmadığım zamanlar dışında bir özlemim yok. Çünkü o zamanlar yanımdayken özlediğim bir varlık yoktu kucağımda. Ki ev işini keyiften yaptığında bir sorun yok ama evi bok götürmüşse.... Of diyorum işte o zaman diyorsun ''ah ben bunları yapacak insan mıydım'' diye:) Eve yapacak insandım. Gerek söylenerek, gerek zorlanarak, gerek şarkılar söyleyerek yapıyorum.

Tırnaklarım mı? Maniküre, pediküre muhtaç.
Saçlarım mı? Yıkandıkça bakım yapıyorum.
Yüzüm mü? Sabah akşam kremleniyorum. Sabahları uyanır uyanmaz, geceleri yatmadan.
Kaşlarım mı? Uzatıyorum.

Güzellik kızımın olsun. Ömrüm kızımın olsun.
Benim EN YORUCU VE EN KARİYERLİ İŞİM, DURU BELİS'İM!

Sevgiler ve Saygılar:)


Hiç yorum yok: