29 Ocak 2013 Salı

BEN GECENİN İLK HECESİYDİM. ŞİMDİ NOKTASI.

Gece.
En verimli olduğum saatlerdi eskiden. Okurdum, yazardım, izlerdim, düşünürdüm. Taaa ki anne olana dek. Şimdi her boş vaktimde ''acaba nasıl değerlendirsem'' diye düşünürken o boş vakit bitiveriyor. Duru Belis hanım gözlerini açıyor ve benim planlayamadığım planlarım hoop suya düşüveriyor. Şimdi boş vakit mesela ama saat 01:15. Ve sabah hazır asker olacağım. Kahvaltısı, kahvaltıdan sonra meyvesi, meyveden sonra sebzesi, sebzeden sonra yoğurdu, yoğurttan sonra sütü, sütten sonra maması... Ve bunların düşünceleri bazen bulmaca çözer gibi. Yoruyor. Ölçüsü, çeşidi, rengi, kokusu, ayarı, tonu, kaşığı, tabağı, pisliği, tükürüğü, hıçkırığı :)
Yorgunluk çok tatlı. Tatlının aşırısı komaya sokar ya adamı o hesap işte. Şimdi ben bu satırları yazarken sabah kalkıp hazırlayacağım kahvaltıyı düşünüyorum. Gün aşırı yumurta verecektim ''unutma Begüm yarın yumurta haşlayacaksın''! Acaba terayağı koymaya da başlasam mı? Ya dokunursa? Ama doktor ver dedi. Hay anasını be! Her gün aynı beyin yorgunluğu.
Büyüyor, büyütüyor. Büyüyoruz beraber. Sabah Duru Belis doyunca ben sanki saatlerce kahvaltı masasından kalkmamış gibi hissediyorum kendimi. Açlığımı unutuyorum.
Salonun ortasında, yerde Durubella'ya ait bir bölüm var. Anneannemin verdiği uzun yer minderi, geldi salonun ortasında yerini aldı. Dağınıklık diz boyu. Yorgunluk boyun. Çamaşırlar birikti yine. Hele o günün menüsünü taşıyan önlükler, kusmuk kokan elbiseler... Ulan kaç gündür nevresimlerini yıkasaydım kızın diyorum. Hani nerde? Daha yıkayamadım.
Sanırım artık yapmam gereken şeyleri not almam gerekecek. Yemek yemeyi bile unuttuğum doğrudur.
Annem derdi hep. Bebek olunca bütün hayatın o oluyor diye. Evet tam tamına böyle. Kendine ait hayatın olsun istesen bile istediğin o kendine ait hayat bile o oluyor. Eski olan hiç bir şey tat vermiyor onun kadar. Hele bekar geçirdiğin günlere yanıyor, neden daha evvel anne olamamışım diye hayıflanıyorsun. He sorumluluk yorucu ama, sorumsuzluk yıpratıcı. İnsan bir yerlere bir şeylere ait olmak istiyor hep. Bende ait olmak istediğim, ve sahip olmak istediğim şeylere sahibim şuan.
Bu hain geceler beni kendine çekiyor ya işte ben ona ayar oluyorum. Gündüzleri şekerleme yapabilme şansım ara sıra olsa da ayar oluyorum. Vazgeçemedim ''geceleri uyumanın zaman kaybı'' olduğu düşüncesinden.
Daha bunun emeklemesi var, yürümesi var, koşması var. Var oğlu var:)
Hadi şimdi yattığı yerde debeleniyor. Kamerayı önüne koyup, balkonda çay, kahve keyfi falan yapabiliyorum. Bir kaç aya ya da güne onlar hayal olacak. Ahhhh ahhh analık zor zanaat:)
Anaların hakkı ödenmez. Ana gibi yar olmaz. Eller kadir kıymet bilmiyor annem. Benim kadar kimse sevmiyor annem. Üşüdüm üstümü örtsene anne. Annem annem... Falan filan.

Ahhh ahhh işte böyle.
Gece diyordum. Yazardım diyordum. Bakınız artık yazamıyorum bile. Ne yazdığımı biliyor muyum? Hayır. Bende sizin gibi okuduğumda ne yazdığımı anlayacağım. He yarın Durubella'yı kaptığım gibi bir fön çektirmeye gitsem diyorum. Hani hava falan almış oluruz. 2 gündür soğuktan çıkamıyoruz.
Neyse ben gece diyordum yazının başında. Gece ilham gelirdi beni peri ederdi.

Mesela güneşin doğuşunu izlemeyeli ne kadar zaman oldu? Sabaha kadar oturmayalı? Sabaha kadar şiir yazmayalı? Gecenin bir yarısı saklı mektup yazmayalı. Kelime oyunları oynamayalı.
Kelime dağarcığım daraldı.

Duuuluuuu çenmiçin çukulata verçem yermiçin..
Anneçinin ballıçı annecinin tatlıcı...
Dötünü yiyim dötünü yiyim...
Annemmm aşkımmmm tatlımmm ballımmm
Çen annenin bebekimiçin annem
Çirkin ol.
Gel duruuu geeel geeel geeel
Gel babası geeel geeel geeel
Tel sarar duru tel sarar tel bulamazsa ne sarar kralın oğlunu sarar.
Babaya biiir biiir biir anlatcass
Geldimmmm geldiiimmmmm ben geldimmmm
awwwww uwwww hehhhhh pehhhh pıttttttt
ceeee eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
kıjımın maması geeeeeldiiiiiiiiiiiiiiiii

İşte kurduğum cümleler bu ve bunun gibi:)

Yazdıkça yazası gelir insanın, konuştukça konuşası, sustukça ise çıldırası...
Neyse yazdım kurtuldum:)

Sabah ola hayrola.
Şiir mi?
Benim şiirim sabah en geç 10:00'da uyanır.

İyi geceler:)

23 Ocak 2013 Çarşamba

CÜMLELERİ SOYDUM, GÖZ UCUNUZA KOYDUM

Her yazıma başlarken ''nerede kalmıştık'' demekten gına geldi. Nerden başlayacağımı bilemeden hep aynı cümle... Kaldığımız bir yer yok, hızla büyüyoruz, hızla günleri tüketiyoruz. Belki aynı monotonlukta, belki bazen kafayı yiyerek, bazen kahkahalarla gülerek, bazen hüzünlenerek... Ama sonuçta bugün olduğu gibi dünü geride bırakarak.
Ben mi nasılım?
Sağolun çok iyiyim ya siz?
Boşversenize.
Nasılsın diye soran hemen hemen herkesin aslında ''senin mutlaka canın sıkkındır, anlat bakayım sebebini'' mantığıyla yaklaştığını bilmiyorum sanki... Attığım twitler kimi zaman ruh halimi yansıtsa da kimi zaman ÖYLESİNE oluyor. Ve arka arkaya yazdığım zaman çalan telefonlarım ''BENİ ÇOK SEVEN(!) dostlarımın kötü günümde yanımda olmaya çalıştığını gösteriyor. ''ALOOO NEYİN VAR KIZ, YİNE KİME GİYDİRİYORSUN'' bilseler ben SOYUNUYORUM o sırada:)
Sanane! Sizene!
Kimeyse kime. Belki kendime. KİMENE!!!
He üstüne alınanlar, alınmıyormuş gibi yapanlar...
Ben anlamıyorum bu insanları. Yazıyorum abi yazıyorum işte. Hala almıyor mu o kaskafanız?
KİTAP ÇIKAR diyorlar! Mal mıyım ben aq kitap çıkartacağım? Sonra uğraş dur. Burada cümlede geçen Ğ harfini kime çaktın? Bu kelimenin ilk hecesi kesin x'e, noktalama işareti y'ye...
Uğraşamam lan ben sizinle.
Benim kendime ait bir dünyam var. Dünyamın içinde yer alanlar zaten sürekli benimleler.
Yazdıklarımdan evimin içiyle bile ilgili yorum yürüten mallar! var.
4 duvar arasında mutluyken, gayet pislik cümleler kurabiliyorum.
4 duvar arasında sinir krizi geçirirken, gayet neşeli kelimeleri bir araya getirebilirim.
Yani her yazdığım neden bu kadar ilgilendiriyor insanları?
Her şeyi geçtim BENİM, BİZİM HAYATIMIZ neden sizi bu kadar ilgilendiriyor?
Zaten ortada yaşıyorum ben her şeyi, kimse merakta kalmasın diye ama meraklarını ortada paylaştıklarımdan değil de, beynimden geçen kelimeleri birleştirdiğim twitter'da arayan bir takım GERİZEKALI var. Ve ben bunlar için o profilimi gizlemiyorum. Ve yazdıkça daha da yazıyorum.
Kudurun! Kurun! Kendi kendinize yorulun.

Benim hayatım kocam, kızım ve ailem ve ailem gibi gördüğüm kişiler. O kişiler kendilerini gayet iyi biliyor. Bir bir yazmama lüzum yok. Çünkü şuan şu satırları okuyan o kişiler ''bizde varız'' diyebilecekler. Ama diğerleri ''acaba bizde var mıyız, kesin biz yokuz'' diyebilecekler.

Her lafa verilecek cevabım var, adamına göre falan değil.  Herkese!

Neyse gelelim DURUBELLA'MA...
6 buçuk aylık koca kız oldu. Bir gülücükler, bir kahkahalar, bir işve cilveler.... Kilo aldı başını gidiyor. Ek gıdalara başladık kakamız artık katı katı çıkıyor. Amanın bir kokuyor ki ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Tanımaya başladı artık herkesi. Tayfun amcası, Aytoşu ve özellikle Melis'ine attığı kahkahalar öyle güzelki... Melis'e aşık. Bense o aşkı izlerken nasıl bir haz alıyorum anlatamam.
Resmen gözleriyle anlaşıyorlar.
Anneannemiz yine her gördüğünde parçalıyor. Dedemiz şekilden şekle giriyor. Bu arada altını çizmeden geçemeyeceğim ama bana 3er 5er hediyeler alan annem artık DURUBELLA'YA çalışıyor sanki. Ne görürse ne bulursa donatıyor prensesimizi.
Herkesin sevgilisi oldu.
BENİMSE VAZGEÇİLMEZİM.
Uyku düzenimizi halletmeye çalıştığımız dönemdeyiz. Yatağımızı ayırdık. Artık kendi odasında yatıyor. Saat en geç 23:00'de uyuyor. Sabah 09:00'da en erken kalkıyor. Ha şimdi bunu okuyup nazar etmeyin sakın!!! MAŞALLAH SUPHANALLAH deyin;)  Şimdiki hedefim en geç 21:00'da uyutmak. Tabi sallamaya alıştırmadığım, kendi kendine uyumaya alıştırdığım için en başından beri, zorlamak istemiyorum. Yoksa halim n'olur bilinmez.
Kısa kısa hecelerde başladı, devrik devrik dönmelerde...
Babababababa, detttdedede det dedeedeee ilk kelimelerimiz. Bilinçli ya da bilinçsiz ne farkeder BABAMIZ ve DEDEMİZ çıldırıyor:) Bende olsam bende çıldırırım. Bazen çığlık atarken, ağlarken ya da oyun oynarken kazara ağzından ağğni falan çıktığında ''ALLLAH ANNE DEDİ GALİBA'' diye yüreğim hopluyor ama demediğini biliyorum:)

Kadın olmak, en önemlisi anne olmak büyük sorumlulukmuş. Aslında şuan yaşadığımız süreç biraz komikte... FLAŞ FLAŞ FLAŞ BEGÜM YAŞADIĞI SÜRECE KOMİK DEDİ!!!! DIN DINNN DINNN ACABA NEDEN?

AZ SONRA...!

Nerde kalmıştık diye başlayacağım yeni yazımda...
Kimbilir ne zaman;)